Haftalık Derleme #29: Sıkılmak, Yürümek ve Bilgi Diyeti
Bu hafta dört kaynak: sıkılmanın yaratıcılıkla ilişkisi, yürüyüşün düşünme üzerindeki etkisi ve girdi fazlalığının bedeli üzerine.
Bu hafta dört kaynak. Üçü dikkat ve yaratıcılık, biri girdi yönetimi üzerine.
1. Sıkılmak işe yarıyor, ama nasıl sıkıldığın önemli
Mann ve Cadman’ın çalışması, pasif ve monoton bir işle sıkılan katılımcıların ardından yaratıcı görevlerde daha iyi performans gösterdiğini buldu. Ayrımı kaçırmamak lazım: burada işe yarayan boşluk, telefonla doldurulmuş boşluk değil. Sırada beklerken ekrana bakmak, sıkılmanın bu faydasını ortadan kaldırıyor.
2. Yürümenin etkisi manzaradan gelmiyor
Oppezzo ve Schwartz’ın çalışmasında yürüyen katılımcıların ışınsal düşünme testlerinde oturanlardan belirgin şekilde iyi olduğu görüldü. İlginç kısım: etki dışarıda yürümeye bağlı değil — koşu bandında, boş bir duvara bakarak yürümek de aynı sonucu veriyordu. Yani mesele doğa değil, hareketin kendisi.
Not: bu etki ışınsal düşünme için, yani çok sayıda seçenek üretmek için geçerli. Odaklanıp tek doğru cevabı bulmak gereken işlerde aynı fayda görünmüyor.
3. Girdi diyeti
Haftanın en pratik fikri: üretim tıkanıklığının sebebi genelde fikir eksikliği değil, girdi fazlalığı. Sürekli yeni içerik tüketen bir zihin, sindirmeye vakit bulamıyor. Öneri basit ama uygulanması zor: haftada bir gün yeni hiçbir şey okuma, sadece biriktirdiklerini işle.
4. Dikkat kalıntısı
Bir işten diğerine geçtiğinde eski işin zihinde bıraktığı “kalıntı”, yeni işin performansını düşürüyor. Buradan çıkan tavsiye, çoklu görevi bırakmaktan daha spesifik: geçişleri bilinçli kapatmak. Bir işi bırakırken 30 saniye ayırıp “nerede kaldım, sırada ne var” yazmak kalıntıyı azaltıyor.
Bu haftanın denemesi: Girdi diyetini bir hafta uygulayıp sonucu #31’de yazacağım.
Kaynakça